ALPEREN ARICILIK

ALPEREN ARICILIK
ALPEREN ARICILIK

11 Mart 2013 Pazartesi

Bahar Geldi

 Tarlanın işleri bitmek bilmiyor, 04.03.2013 pazartesi günü tarladaydım. İncir ağaçlarının temizlenip budanmasından sonra sıra kuru otların ve hayıtların temizliğine geldi.
 Temizlenmesi gereken yer, ekilip dikilen yer dışında kalan yokuş bir yer. Birkaç senede bir temizlik yapılmazsa orman oluyor. Hele hayıtların önüne geçmek mümkün değil. Birde temizlik kış uykusuna yatanların uyanmadan önce yapılması gereken bir iş.
 Bu görünen bölümün temizlenmesi toplam dört saatimi aldı ve bu iş için iki depo benzin harcandı. önceki yıllarda dört saatte yaptığım temizlik için günlerce uğraşmam gerekiyordu. Bu sene bir tane motorlu tırpan aldım, işlerimi acayip kolaylaştırdı. Ancak daha temizlenecek çok yer var, ve benim zamanım yok, ne yaparım bilmiyorum.
 08.03.2013 Cuma günü tarım danışmanım Zafer beyle zeytinlere gübre verelim diye tarlaya gittik. Baharın başlangıcı olduğundan her taraf yeni çıkan otlarla dolu ve Zafer bey bu işden iyi anlıyor.
 Kısa sürede epeyce salata malzemesi topladı. "Tarlaya Giritli mi girmiş" dediğimden dolayı bu gülümsemesi.:))
 Bu bitkiye Giritliler Zohu derlermiş, bizde ise adı; eşek helvasıymış.
 Gübre atmaya gidip ot toplamadık, gübremizi de attık yani. Hem de üzerine bir güzel yağmur yağdı, aynı gün toprağa karıştı attığımız gübreler.
 11.03.2013 pazartesi hava çok güzeldi, günümü arılara ayırdım.Arılarda full yavrulu çıta hiç yoktu, en iyileri  bunun gibi. Daha yeni yumurtlamaya başlayan ana bile var. Kovanların toparlanması epey zaman alacak anlaşılan.
 Bunlar Anemon (Dağ Lalesi), Manisa lalesi olarak ta biliniyor. Soğanlarını çalıp başka yerde yetiştirmek istiyenlerin yüzünden sayıları çok azaldığından şu an koruma altında. Bildiğim kadarıyla bu bölge dışında yetişmiyor.
Arıların çevresinde hatırı sayılır miktarda var. Arılar konuyorlar bunlara ama ben fotoğraf çekerken rüzgar hızını arttırınca anemonların üzerinde arı göremedim.

19 Şubat 2013 Salı

Zeytin Fidanı Baktık

18,02,2013 pazartesi günü İzmirin Menderes ilçesinin bir köyünde bulunan "Altın Zeytin Fidancılık" işletmesini ziyarete gittik. Araziminin bir bölümünde üzüm bağı vardı, temizlik yaptığımdan arazi boş duruyor, bu yıl zeytin fidanı dikme kararı almıştım. Bunun için fidan araştırması yapıyorum.  
Fidanlığın sahibi İsmail bey(kazaklı olan) bizi karşıladı. Ortadaki Zafer bey bana fidancıyı bulan arkadaşım, yıllardır tarım danışmanım, organik gübre imalatı konusunda çalışıyor. Diğer yabdaki Adil bey 1990 yılından bu yana arkadaşlığımız sürüyor, emekli, şimdilerde Mnderesin Ataköy Köyünde bir arazisi var, orada nar yetiştiriyor. İsmail bey işletme konusunda brifing veriyor.  
Bu da işletmenin bekçisi, bakmayın küçük olduğuna, cesareti çok büyük:))



 
İsmail bey fidanları çekirdekten yetiştirip sonra Tarım İl Müdürlüğü elemanlarına aşı yaptırıyor ve pazarlıyor.  Yeni aşı yapılmış fidandan 4 yıllık aşılı fidana kadar seçenek var ve fidanların tamamı sertifikalı. 
Tüplü fidanların yanında direk toprakta yetiştirilen fidanlarda mevcut, arkamızdaki fidanlar toprakta yetişenlerden.


Uzun pazarlık sonucu anlaşmaya vardık ve alacağımız fidanları bir kenara ayırdık, bunlar domat cinsi fidanlar.
 

Adil beyle İsmail bey sohbetin en koyu yerindeler, ayırdığımız bu fidanlar da Ayvalık cinsi fidanlar.  
 İsmail beyle bizimde bir hatıra fotoğrafımız olsun dedik:)  
 İlgi alanı aynı olunca insan ayrılamıyor, oraya vardığımızda saat14,30 gibiydi, saat 16,38 olmuş hala ayrılamıyoruz. Baktım karanlığa kalacağız, birazda zorla arabaya bindirdim bizimkileri, akşam karalığa kalacağız daha 70 km yolumuz var:))

12 Şubat 2013 Salı

Bahar geldi mi? derken.

Arılarımın yanına artık Pazartesi-Salı gğnleri gidiyorum. 04,02,2013 pazartesi de arılarımı ziyaret etmem için uygun hava şartlarına sahip bir gündü.
Kışa girerken fotoğrafını yayınladığım kovanım.( iki çıta kıştan çıkarmı, uyarısını aldığım kovan)
İki çıtadaki arıların görüntüsü, yavru yok ama temizlik var.
Ana arısı da sağ ve çıtada dolaşıyor.
Kovana kek verilip kapatıldı.
Bu da altı çıtalı bir kovan, bunda kapalı yavrudan günlük yumurtaya her şey yolunda. Bunun gibi iki çıta vardı.
Bal stokları da yerindeydi, buna rağmen kek verildi. Bu kovana daha önce kek vermiştim, neredeyse bitmişti yenilendi. Yaptığım kontrolde; zayıf kovanlarda kekin kışın pek işe yaramadığını gördüm. Arılar çıtaların üzerine bile koysanız keke pek ilgi göstermiyor, ama kuvvetli kovanlar keki tüketmişti.
Hava sıcaklığı 18-20 derece civarındaydı ve arı faaliyeti tam gaz başlamıştı. Bu kızımız badem ağacının yerini keşfetmiş anlaşılan. Kovanların içinde de polen getiren arı görüntüleri güzeldi.
04-05,02,2013 tarihlerinde arıların yanındaydım, kovanların tamamını açıp kontrol ettim. 06,02,2013 tarihinde daha önceden tanıştığım Ziraat mühendisi Dr. Ömür UYGUR hocanın Çiğli Belediyesi Harmandalı biriminde Arı ve Arı Hastalıkları konulu semineri vardı ona katıldım.
Seminere katılım sınırlıydı.
Toplamda sanırım 15-16 kişilik bir katılım vardı.
Harmandalı arıcıları dışında ben dahil bir kaç kişi gelmişti. Bu resmi sağolsun Ömür hocam gönderdi.
Sigara molasında Ömür hocamla bir hatıra fotoğrafı çektirelim dedik.
Zeytin hazırlamasını öğreniyorum. Kaç ay önce bu zeytinleri Zafer beyin tarifine göre hazırlamıştım. En son Zafer beyin tatlandırma dediği işlem kalmıştı, onu beraber yaptık. Belkide tarifin uygulandığını son safhada denetlemek için beraber yapalım demiştir, nede olsa tarif onun:))
Zafer bey zeytinler için epeyce yoruldu sağolsun, gerçi bende yardım ettim ama işin çoğunu o yaptı.
Ayın yedisinden bu yana İzmirde yağmur yağıyor. Zeytin hazırlama işini de yağmurlu bie günde yapmıştık. Yağmurlu günlerde araba arıların yanına çıkmadığı için arabayı yol kenarına bırakıp iki zeytinlik geçerek arıların yanına gidiyoruz, mesafe ortalama 150 metre. Bu sefer (11,02,2013)kayınvalide de bize katılmak istedi, yağmur çamur dedik ama sonuç değişmedi. 12,02,,2013 tarihinde dönüşte çamur içinde bizim içişleri bakanıyla analı-kızlı geliyorlar.
Yol ile zeytinlik arasından su akıyor, suyu geçince bir hızlanışı vardı, sanki kurtuldum der gibi:) Büyük ihtimalle bundan sonra yağmurlu havada gelmez.

30 Ocak 2013 Çarşamba

2013 OCAK AYI

2013 Ocak ayı arıcılık açısından sıkıcı geçse de yine boş durmadık. Hiç değilse arıların civarındaydım.
Bu mantarı daha önce de görmüş dairede konusu olunca oda arkadaşım çok lezzetli bir mantar olduğunu söylemişti. Hatta internetten araştırarak aynı mantarı internetten bulmuştuk. 21.01.2013 tarihinde tarlaya gittiğimde yine o mantarlar duruyor ve yanına başkaları eklenmişti. Her ne kadar internetten bulmuşta olsak birkaç tane deneme yapmakta fayda var. Aradan epeyce saat geçtiği halde zehirlenme belirtisi olmadı.
Diğer mantarlarında tazeleri toplanıp güzelce temizlendi.
Güzelce yanmış kuzinenin üzerine dizildi, üzerine biraz tuz serpilip güzelce pişirildi ve icabına bakıldı.
Toprağın üzerinde duran birkaç tane kovanım vardı.
Kulübenin önünde birkaç tane 5x10 cm lik kalas ve biraz tahta vardı, onlardan palet yaptım.
Toprak üzerinde duran kovanlar paletlerin üzerine yerleştirildi.
Dağınık vaziyette duran odunlar da ızgara hazırlanıp güzelce dizildi. hem yağmurdan daha az etkilenecekler, hem de düzenli olacak.
Ocağın 28-29 unda da tarladaydım. İzmir'de epeydir yağmur yağıyor, komşuma da bu yağmurların bir sürprizi varmış anlaşılan. Tarlasının bir bölümünde heyelan oluşmuş.
Epeyce toprak aşağıya kaymış.
Alttaki ağaçlar daha fazla kaymasını engellemeye çalışıyor gibi gözüküyor.
Engellemeye çalışıyor gibi diyorum, çünkü sanki kayma devam ediyor gibi geldi bana.
Yukarıdan kopan toprak 8-10 metre aşağıya kaymış gibi görünüyor. Gerçekten çok üzücü bir durum, birkaç yıl önce dikilmiş zeytin fidanları vardı çoğu toprağa karışmış. Bu kayan bölgede daha önce kiraz ağaçları vardı, bakımsızlıktan kurudu, sonuçta komşu da temizlik yaptım diye düşünerek kuruyan ağaçları kesip köklerini odun yaptı. Yerlerine fidan dikti ama sonuç ortada. İnşaallah zarar artmadan toprak kayması durur.
Bu tarlaya gelişim dinlenme amaçlıydı, hemen hiç bir şey yapmadım. Dinlenip kitap okudum. Epeydir tadını unuttuğum kestane kebabı yaptım birde, çokta güzel oldu doğrusu.

17 Ocak 2013 Perşembe

Şundan Bundan Biraz

2012 yılının son hafta sonu arılarımı ziyarete gittim. Araba arıların yanına kadar gidemediği için 150m kadar yürümek zorunda kaldık ama yapacak bir şey yok.
Bu sonbaharda fırsat bulup bir türlü ilaçlama yapamamıştım, mazeret çok, havalar soğumadı,sonra yağmurlar başladı vs.vs. Neyse geç yapmak hiç yapmamaktan iyidir. Ben iki yıldır formik asidi kilitli poşet içine koyduğum pamuğa yediriyorum, kilitli poşete küçük bir delik açıp kovana veriyorum. 2011 de bu konuda bir sıkıntı çıkmadı, bu senede öğle yaptım.
12 Aralıkta verdiğim keki bu arı temizlemiş. Bir kısmını yemliğe bir kısmını poşette vermiştim, poşetteki tamamen bitmiş, yemlikteki de çok az kalmış, elim değmişken kekide yeniledim.
Bunların ne olduğunu bende bilmiyorum, aslında arkadaşım Yükselen ne soğanı olduğunu söyledi ama ben unuttum. Yükselen Urlada oturan lise arkadaşım, onu ziyarete gitmiştim soğanları o verdi bende diktim. Bakalım çıkınca ne olduğunu göreceğiz. Küçük saksının içinde vermişti, dikmeye başlayınca gördüm ki bir sürü soğan var, muhtemelen çıktıktan sonra seyreltmek gerekecek.
Aslında Türklerin her boyunda olan ama değişik usullerde tüketilen Afyondaki köyümde de yapılan ve tadını özlediğim Tirit yemeği. Bu yufkaları hazırlamak çok emek istiyor, tanıdığım yufkacı yaparım dedi, bende yaptırdım. Daha ince olacak ustam dedikçe tamam abi dese de tam istediğim incelikte olmadı. Et olarak ise bizde kaz kesilir ve kaz suyuna bu yufkalar değişik şekillerde ( ufalanıp üzerine su dökme,bir kişinin kontrolünde yağlı suya batırıp tepsiye bırakılıp oradan tüketme yada bizim yaptığımız gibi ortaya yağlı su konup kişinin küçük parçalar halinde ıslatıp yeme)ıslatılarak yenir. Bizde kaz bulamadık ama daha önceden kalan kaz yağını dolapta saklıyordum, tavuk kaynatıp kaz yağıyla çeşnilendirdik. Nefis körlemek dedikleri şey işte, idare ettik.
Tirit sonrasında ise tavuk etinin icabına bakıldı, yemeğin başı ve sonu resimlendi, arası bizde saklı kalsın:))

10 Aralık 2012 Pazartesi

Kış Hazırlığı

Kasım ayı İzmir için kışa hazırlık zamanı. Önceki yıllarda ısı fazla düşmüyor düşüncesiyle sıkıştırma yapmıyordum.Bu sene ilk defa arıları sıkıştırmaya karar verdim.
Bu kovanım iki çıtalık zayıf bir kovan, dip tarafa bir boş çıta sonrası gazete sarılı bir çıta koyup sıkıştırdım. Arılı çıtaları koyup son tarafına gazete sarılı başka bir çıta koyulup sıkıştırıldı.
Sonra kek verilerek üzerine gazete kapatıldı.
Gazete boş bir çıtayla sıkıştırıldı,
Son olarak oluşan nemi alması için gazete takviyesi yapılarak kovan kapatıldı.
Bu da beş çıtalı bir kovanın sıkıştırma şekli.
Son olarak kovan kilidi kapatılarak kovan kapağının rüzgar yada başka bir sebeple açılmasının önüne geçilmeye çalışıldı.
Daha sonra çay demlenip kovanların manzarası karşısında bir güzel içildi.