12 Şubat 2013 Salı
Bahar geldi mi? derken.
Arılarımın yanına artık Pazartesi-Salı gğnleri gidiyorum. 04,02,2013 pazartesi de arılarımı ziyaret etmem için uygun hava şartlarına sahip bir gündü.
Kışa girerken fotoğrafını yayınladığım kovanım.( iki çıta kıştan çıkarmı, uyarısını aldığım kovan)
İki çıtadaki arıların görüntüsü, yavru yok ama temizlik var.
Ana arısı da sağ ve çıtada dolaşıyor.
Kovana kek verilip kapatıldı.
Bu da altı çıtalı bir kovan, bunda kapalı yavrudan günlük yumurtaya her şey yolunda. Bunun gibi iki çıta vardı.
Bal stokları da yerindeydi, buna rağmen kek verildi. Bu kovana daha önce kek vermiştim, neredeyse bitmişti yenilendi.
Yaptığım kontrolde; zayıf kovanlarda kekin kışın pek işe yaramadığını gördüm. Arılar çıtaların üzerine bile koysanız keke pek ilgi göstermiyor, ama kuvvetli kovanlar keki tüketmişti.
Hava sıcaklığı 18-20 derece civarındaydı ve arı faaliyeti tam gaz başlamıştı. Bu kızımız badem ağacının yerini keşfetmiş anlaşılan. Kovanların içinde de polen getiren arı görüntüleri güzeldi.
04-05,02,2013 tarihlerinde arıların yanındaydım, kovanların tamamını açıp kontrol ettim. 06,02,2013 tarihinde daha önceden tanıştığım Ziraat mühendisi Dr. Ömür UYGUR hocanın Çiğli Belediyesi Harmandalı biriminde Arı ve Arı Hastalıkları konulu semineri vardı ona katıldım.
Seminere katılım sınırlıydı.
Toplamda sanırım 15-16 kişilik bir katılım vardı.
Harmandalı arıcıları dışında ben dahil bir kaç kişi gelmişti. Bu resmi sağolsun Ömür hocam gönderdi.
Sigara molasında Ömür hocamla bir hatıra fotoğrafı çektirelim dedik.
Zeytin hazırlamasını öğreniyorum. Kaç ay önce bu zeytinleri Zafer beyin tarifine göre hazırlamıştım. En son Zafer beyin tatlandırma dediği işlem kalmıştı, onu beraber yaptık. Belkide tarifin uygulandığını son safhada denetlemek için beraber yapalım demiştir, nede olsa tarif onun:))
Zafer bey zeytinler için epeyce yoruldu sağolsun, gerçi bende yardım ettim ama işin çoğunu o yaptı.
Ayın yedisinden bu yana İzmirde yağmur yağıyor. Zeytin hazırlama işini de yağmurlu bie günde yapmıştık. Yağmurlu günlerde araba arıların yanına çıkmadığı için arabayı yol kenarına bırakıp iki zeytinlik geçerek arıların yanına gidiyoruz, mesafe ortalama 150 metre. Bu sefer (11,02,2013)kayınvalide de bize katılmak istedi, yağmur çamur dedik ama sonuç değişmedi. 12,02,,2013 tarihinde dönüşte çamur içinde bizim içişleri bakanıyla analı-kızlı geliyorlar.
Yol ile zeytinlik arasından su akıyor, suyu geçince bir hızlanışı vardı, sanki kurtuldum der gibi:) Büyük ihtimalle bundan sonra yağmurlu havada gelmez.
30 Ocak 2013 Çarşamba
2013 OCAK AYI
2013 Ocak ayı arıcılık açısından sıkıcı geçse de yine boş durmadık. Hiç değilse arıların civarındaydım.
Bu mantarı daha önce de görmüş dairede konusu olunca oda arkadaşım çok lezzetli bir mantar olduğunu söylemişti. Hatta internetten araştırarak aynı mantarı internetten bulmuştuk. 21.01.2013 tarihinde tarlaya gittiğimde yine o mantarlar duruyor ve yanına başkaları eklenmişti. Her ne kadar internetten bulmuşta olsak birkaç tane deneme yapmakta fayda var.
Aradan epeyce saat geçtiği halde zehirlenme belirtisi olmadı.
Diğer mantarlarında tazeleri toplanıp güzelce temizlendi.
Toprağın üzerinde duran birkaç tane kovanım vardı.
Kulübenin önünde birkaç tane 5x10 cm lik kalas ve biraz tahta vardı, onlardan palet yaptım.
Toprak üzerinde duran kovanlar paletlerin üzerine yerleştirildi.
Dağınık vaziyette duran odunlar da ızgara hazırlanıp güzelce dizildi. hem yağmurdan daha az etkilenecekler, hem de düzenli olacak.
Ocağın 28-29 unda da tarladaydım. İzmir'de epeydir yağmur yağıyor, komşuma da bu yağmurların bir sürprizi varmış anlaşılan. Tarlasının bir bölümünde heyelan oluşmuş.
Epeyce toprak aşağıya kaymış.
Alttaki ağaçlar daha fazla kaymasını engellemeye çalışıyor gibi gözüküyor.
Engellemeye çalışıyor gibi diyorum, çünkü sanki kayma devam ediyor gibi geldi bana.
Yukarıdan kopan toprak 8-10 metre aşağıya kaymış gibi görünüyor. Gerçekten çok üzücü bir durum, birkaç yıl önce dikilmiş zeytin fidanları vardı çoğu toprağa karışmış. Bu kayan bölgede daha önce kiraz ağaçları vardı, bakımsızlıktan kurudu, sonuçta komşu da temizlik yaptım diye düşünerek kuruyan ağaçları kesip köklerini odun yaptı. Yerlerine fidan dikti ama sonuç ortada. İnşaallah zarar artmadan toprak kayması durur.
Bu tarlaya gelişim dinlenme amaçlıydı, hemen hiç bir şey yapmadım. Dinlenip kitap okudum. Epeydir tadını unuttuğum kestane kebabı yaptım birde, çokta güzel oldu doğrusu.
17 Ocak 2013 Perşembe
Şundan Bundan Biraz
2012 yılının son hafta sonu arılarımı ziyarete gittim. Araba arıların yanına kadar gidemediği için 150m kadar yürümek zorunda kaldık ama yapacak bir şey yok.
Bu sonbaharda fırsat bulup bir türlü ilaçlama yapamamıştım, mazeret çok, havalar soğumadı,sonra yağmurlar başladı vs.vs. Neyse geç yapmak hiç yapmamaktan iyidir. Ben iki yıldır formik asidi kilitli poşet içine koyduğum pamuğa yediriyorum, kilitli poşete küçük bir delik açıp kovana veriyorum. 2011 de bu konuda bir sıkıntı çıkmadı, bu senede öğle yaptım.
12 Aralıkta verdiğim keki bu arı temizlemiş. Bir kısmını yemliğe bir kısmını poşette vermiştim, poşetteki tamamen bitmiş, yemlikteki de çok az kalmış, elim değmişken kekide yeniledim.
Bunların ne olduğunu bende bilmiyorum, aslında arkadaşım Yükselen ne soğanı olduğunu söyledi ama ben unuttum. Yükselen Urlada oturan lise arkadaşım, onu ziyarete gitmiştim soğanları o verdi bende diktim. Bakalım çıkınca ne olduğunu göreceğiz.
Küçük saksının içinde vermişti, dikmeye başlayınca gördüm ki bir sürü soğan var, muhtemelen çıktıktan sonra seyreltmek gerekecek.
Aslında Türklerin her boyunda olan ama değişik usullerde tüketilen Afyondaki köyümde de yapılan ve tadını özlediğim Tirit yemeği. Bu yufkaları hazırlamak çok emek istiyor, tanıdığım yufkacı yaparım dedi, bende yaptırdım. Daha ince olacak ustam dedikçe tamam abi dese de tam istediğim incelikte olmadı. Et olarak ise bizde kaz kesilir ve kaz suyuna bu yufkalar değişik şekillerde ( ufalanıp üzerine su dökme,bir kişinin kontrolünde yağlı suya batırıp tepsiye bırakılıp oradan tüketme yada bizim yaptığımız gibi ortaya yağlı su konup kişinin küçük parçalar halinde ıslatıp yeme)ıslatılarak yenir. Bizde kaz bulamadık ama daha önceden kalan kaz yağını dolapta saklıyordum, tavuk kaynatıp kaz yağıyla çeşnilendirdik. Nefis körlemek dedikleri şey işte, idare ettik.
Tirit sonrasında ise tavuk etinin icabına bakıldı, yemeğin başı ve sonu resimlendi, arası bizde saklı kalsın:))
10 Aralık 2012 Pazartesi
Kış Hazırlığı
Kasım ayı İzmir için kışa hazırlık zamanı. Önceki yıllarda ısı fazla düşmüyor düşüncesiyle sıkıştırma yapmıyordum.Bu sene ilk defa arıları sıkıştırmaya karar verdim.
Bu kovanım iki çıtalık zayıf bir kovan, dip tarafa bir boş çıta sonrası gazete sarılı bir çıta koyup sıkıştırdım. Arılı çıtaları koyup son tarafına gazete sarılı başka bir çıta koyulup sıkıştırıldı.
Sonra kek verilerek üzerine gazete kapatıldı.
Gazete boş bir çıtayla sıkıştırıldı,
Son olarak oluşan nemi alması için gazete takviyesi yapılarak kovan kapatıldı.
Bu da beş çıtalı bir kovanın sıkıştırma şekli.
Son olarak kovan kilidi kapatılarak kovan kapağının rüzgar yada başka bir sebeple açılmasının önüne geçilmeye çalışıldı.
Daha sonra çay demlenip kovanların manzarası karşısında bir güzel içildi.
11 Ekim 2012 Perşembe
Ekim Ayı Çalışmalarımdan
Uzun süredir arılarla ilgili yayın yapamadım. Arılarımın bir kısmı çam balı için Kamberler köyünde, bir kısmı ve zayıf olanlar kendi tarlamda. Haftasonu zayıf olan arılarımın son durumuna bir bakayım dedim. Buradaki anaların tamamı 2012 zaten zayıf olmaları o yüzden. Tabi kuvvetli olanların içinde de 2012 analarım var. Hani biri çıkıp "2011 oluverseydi niye kovanları zayıflattın" demesin:) Ayrıca zayıf kalmış Karniyollar çam balı sonrası 2011 analı kovanlarla birleşecek, 2011 analara teşekkür edilerek tabi. 2010 anası zaten hiç yok arılıkta.
Tembel Karniyol F2 lerden biri, yumurta var ama çok değil.
2012 yerlilerden biri.
Bir başka Karniyol F2 hem yavru var ve hamde bal toplamış.
Kafkas F2 lerden biri, aslında baharda iyiydi ama ayçiçeği zamanı yavruyu kesti.
Aynı kovan, mevcut gittikçe azaldı,polen olmasına rağmen yavru faaliyeti hala yeterli değil.
Lazım olursa kullanırım diye hazırda tuttuğum analarım vardı, eşek arıları ana arı kutularını zayıf görüp boşaltmış. Son kalan Karniyol F2 anayı, anasız kalmış bir kovanla birleştirdim. Köpük çiftleştirme kutusunun arılar alındıktan sonraki hali. Uçuş deliğini ancak bir arının geçebileceği açıklık bırakarak propolisle kapatmışlar. Delik çok küçük olduğundan ve arı mevcudu çok olduğundan eşek arıları bu kutuya zarar verememiş.
Çiftleştirme kutusunun çıtalarını normal çıtaların yanına koydum, canı isteyen istediği yerde çalışsın. Bir süre sonra kontrol ettiğimde ana büyük çıtalara geçmişti bile, kabul görüp görmeyeceğinden hala emin değilim.
Bu da bir başka Karniyol F2, yumurtlaması gayet güzel kışı rahat çıkaracak gibi duruyor.
Bal ve poleni yeterli, yavru faaliyetide devam ediyor.
Yerli analardan biri daha.
Aynı kovanın yumurta durumu.
Bu görüntüden anlaşılacağı gibi Karniyol F2 keyfi yerinde.
Güve kelebeği kovana girmenin cezasını fena ödemiş gibi duruyor.
Arılar bu arılar poleni bu çiçeklerden alıyorlar.
Tarlada epeydir ilgilenemediğim domateslerin hali, bizden bu kadar diyorlar. Var olanları toplayıp teşekkür ettim. Gerçi emeğimin karşılığını vermediler ama yinede allah bereket versin.
8 Ekim 2012 Pazartesi
Papağanım Cingöz
2008 Temmuz ayından bu yana evimizde bizimle yaşayan jako cinsi papağanımız Cingöz. Aldığımda 1,5-2 yaşında gri gözlü ürkek bir yavruydu. Hoş şimdide çok cesaretli bir kuş değil.
Her yanına vardığımda bana "korkak" diyor, aslında benim ona söylediğimi o bana tekrar ediyor.
Evimize geldiğinden bu yana epey yol katetdik. Sabahları ilk işimiz kimi görürsek günaydınlaşmak. Bazen bahçedeki kedilere, bazen köpeklere ve hatta çocuklara kızıp azarlamak.:))
Balkonda kafesindeyken kendimi gösterip geri çekilirsem " nediyon len" diye bana takılıyor.
En az 30-40 kelime söyliyebiliyor. Hatta bazen sorulara mantıklı cevap verdiği bile oluyor. "Napıyon" deyince "iyi" dediği çok olmuştur.
Fakat kendi dediği gibi gerçekten çok korkak. Resimleri profilden vermeyi seviyor:) Bu tabi birazda psikopatlığını saklamak için. İlk geldiği zamanlarda bir gece 01,30-02,00 arası deprem olmuştu, o sırada çok korkmuş, ertesi günü kanatları dışında vücudundaki tüylerin büyük bölümünü yolmuş, akşam eve geldiğimde kuşu çok kötü buldum. Zaman geçtikçe bu durumu düzeldi, ancak stres yaratacak ortam oluşursa yine kendini yoluyor. Göğüs tüylerinde genelde yolunmuş tüy olduğundan pek gözükmesini istemiyor.
Bu sefer biraz değişiklik oldu, arı yerine papağandan bahsettim. Papağan beslemeye arı beslemekten daha önce başladım, ama bu blogta genelde arıdan bahsedildiği için papağanıma sanki haksızlık yapıyormuşum gibi geldi, onun da gönlünü alayım istedim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
